
amerikaya ilk geldigimde beni belki de en cok sasirtan sey "evler" oldu ...
cok guzel, muhtesem gorunumde olmalari diildi sasirtan .. daha baska bi sey idi ...
ne oldugunu anlaticam .
ama once bi girizgah yapayim konuya musaadenizle .. yillar oncesiydi (asir da diyebiliriz) hatirlar misiniz bi sapik filmi vardi, alfred hitchcock'un du sanirim .. evet evet onundu , orjinali "psycho" , ve psycho filmi de hitchcock'un (eminim, cunku demincek internetten arattim) . onda bi sahne vardi (yani sanirim ondaydi, simdi o filmde oldugundan da suphe ettim, neden derseniz yaaaa yillar once seyretmisim, nerden hatirliycam o kadar net bi sekilde, ben zaman geliyor bi onceki gun yedigim seyleri unutuyorum, hatta yeri geliyor, bi onceki gun bisiler yemeyi unutuyorum :P)
neyse iste bi filmde bi sahne vardi, onda adam odanin duvarini baltayla kirip diger odaya daliyordu . duvar cattadanak kiriliyordu bi balta darbesiyle , ben de o zaman "hadi canim amma da sıktırmıslar, hic duvar oyle de kırılır mı?" felan diye, hani bi yandan da filmden tırsmısım ya, kendi kendimi ve yakin cevremde cekirdek citleyip cay hupleterek (ayriyeten kendi aralarinda yerli yersiz sohbet ederek) filmin korkunclugundan hic bi sekilde bencileyin nasibini alamamis aile efradini , aslinda daha cok kendimi tabii avutuyorum, "hıhh !! hic de inandırıcı diil " felan diye .. oyle bi seydi ..
gel zaman git zaman , ben yolumu sasirdim, ya da hayatim yolunu sasirdi, kendimi amerika'da buldum . ne isim var benim amerika'da yaaaa diyemeden daha, amerika kitasindaki ilk saatlerimde cok aci biseyi farkettim, ilk aksam konakladigim arkadasimin evi tamamen ahsap ve plastiktendi . burada bi anekdot giricem : canim arkadasim turkiye'deydi ve ev bulasiya kadar bizim evde kalin diye anahtarlari bize vermisti eksik olmasin :) yani evde bizden baska kimse yoktu (ben ve esimden, o zaman bidiklar da yoktu) evet, ne dusundugunuzu biliyorum, cidden cok iyi bi insandir, halen daha da, yuzune diye demiyorum, cok severim kendisini :)) okudugunu biliyorum, ama ismini soylemiycem ki simarmasin :P ;) cok seviyorum seni seker :)
yol yorgunuydum (nasil olmayayim, izmir ohio arasi neredeyse 24 saat boyunca ucus, 3 aktarma, arti havaalanlarinda bekleme seklinde geciyor) , son olarak eve vardigimizda artik beynim zimzimliyordu, son iki saaatlik chicago - columbus ucusunu zaten tamamen uyuklayarak gelmistim, hostesin birhayli kilolu bir bey (bayan diil) oldugunu bile zar zor farkedebildim cunku gozumu acamiyordum, o saftirik de zati benim guzelim aksanimdan su istedigimi anlayamadi , halbukisen gayet de guzel "water please" diyordum, bi zaman sonra kafasina dank edip getirmisse bile ben icemedim o suyu, cunku koltukta sizmisim .. neyse eve gelince bi gireyim elimi yuzumu yikayim dedim, lavabo sahane mermer gibi parliyor ama elim deyince bi tuhaflik hissettim . "something wrong" idi yani .. bi daha dokundum, o yari kapali gozlerim acildi, tirnagimla tiktikladim, evet evet , lavabo plastikti !!! sonra kenardaki karolara tikladim !! aman tanrim, onlar da plastikti !!! sonra yerdeki karolar, sonra küvet, Yarabbim hersey plastikti !! sonra duvarlara tikladim, cok sukur onlar plastik diildi ... ama onlar da tahtaydi !!!

" heeeeee, yol benim sakulumu kaydirmis, gideyim yatayim, abuk subuk seyler goruyorum ' dedim . dogruca yataga yollandim, yastik gorunce uyuyan bi insanim zati, o gece hiiiic uyanmadan canim arkadasimin mis gibi carsaflarinda yattim, kemiklerime kadar dinlendim .
ertesi gun ogleye dogru bi vakit uyandigimda icimde pit pit bi heyecen, garip bi korku mutluluk arasi duygu, "waayy be yeni bi ulkedeyim, hatta yeni bi kitadayim" felan . . malumunuz vechiyle uyaninca el yuz yikamak icab ediyor, kimse gormese de sizi, kibar ve temiz bi insansaniz bu boyledir, medeniyet bunu icap ettirir. elimi yuzumu yikamaya gittim, bi onceki gece hayal meyal aklima geldi "ruyamda sanki bunlar plastikti" dedim. sonraciima, cinsim ya, parmak kemiklerimle tiktikladim yine ... evet hala plastikti lavabo !!! ruya diildi !!! sonra yukardaki sirayla yine herseyi tiktikladim, her yer hersey plastik , sadece duvarlar tahta , hatta onlar da ne kadar kalinsa (ya da inceyse artik) ses boyle ince ince geliyor, oyle tahta yani !
cok sasirdim, esime seslendim bi telas " gordun mu bunlari" diye .. herseyi bi daha beraber tiktikladik , ve aynel yakin beraberce musahede ettik ki evet hersey plastikti . sonra buzdolabi bulasik makinasi ve firini da elledik, neyseki onlar olmasi gerektigi kadar plastik , olmasi gerektigi kadar metaldi . gerci esim bu olaya benim gosterdigim panik ve tedirginligi gostermedi, daha agirkanli bi yaklasimla sadece alt dudaklarini buzerek " ilginc !" demekle iktifa etti .

o haftamiz ev aramakla gecti , ve ben her girdigimiz evi tiktikladim ! emlakci arkasini her dondugunde benim ellerim oraya buraya dokunuyor, numune alir gibi tiktiklaya tiktiklaya yoklama yapiyordu ve evet cok ama cok aci ki, maalesef butun o disardan muhtesem guzel ve klassi gorunen evler plastik ve ahsaptan mamul idi !! Amerikalilarin bi cogunun sisman ve zevksiz giyinen insanlar oldugunu musahede etmekten daha aci gelmisti bu durum bana ne yalan soyliim .
mermer ve seramigin soguk ama vakur yuzune alismis siradan bir turk olarak bu durum duygularimi fevkalede incitti, kendimi holywood studyolarindan birine yasamak uzere terkedilmis deney faresi gibi hissediyordum, heryer plastik ahsap evlerdi , annemin seramik ve mermerlerini ozluyordum, ve plastik bi küvetin suyun kaldirma kuvvetine ne kadar dayanabilecegini, bi evi su basmasi halinde küvetin yerinde durup durmayacagini, duvarlarin boyle büklüm büklüm kabarip kabarmayacagini düsünüp duruyordum habire .. evi de su niye basiyorsa artik .. hani ya basarsa diye :P

yaa halbukisen evler de disardan o kadar guzel gorunuyorlardi ki ..
boylece biz de tum ugrasimiza ragmen icinde gercek bi granit ya da seramigin olmadigi , plastikten bi ev tuttuk . cunku esim artik ev gezelemekten ziyadesiyle sıkılmıstı , benim de bu ulkenin sartlarina razi olup kendimi buna alistirmam gerektigini guzelce izah etti, ben de ikna oldum , mecburen .
niye mi anlattim bunlari .. gecenlerde turkiyeden henuz gelmis bi arkadas, "yaaa bizim evde lavabolar fayans diil biliyo musun?" dedi de ... sanki bizim evde fayansmis gibi .. cok sasirmis ve hayal kirikligina ugramis gorunuyordu . hatiralarim canlandi birden (bknz:yukardakiler)
hazir hatiralarim da aklima gelmisken dedim, lazim olur, bilmeyenlere de anlatayim dedim . hani bi gun olur da amerikaya gelirseniz, otelinden restoranina, okulundan mustakil evlerine kadar herseyin ahsap konstruksiyon ve plastik lavabo tuvaletlerle dolu oldugunu bi sekil idrak edince, bencileyin şok olmayin diye :)) burda gokdelenler ve cok katli binalar haric hicbiyerde beton ve mermer goremiyorsunuz, ancak biraz avrupa gormus yahut belli bi seviyenin ustunde amerikalilar isterlerse evlerini siparisle mermer ve granit kaplatiyorlar. misal Madonna ve JLo'nun banyolari Afyon'dan ozel siparis mermer imis ;))
digerleriyse plastik kuvetlerini suyle doldurup icine kopuk ve yaglarini doldurup keyif banyosu yapiyorlar, dergilerini karistirip , bi yandan sicak elma cayi icerken ..
bilmiyorlar ki leğen diyoruz biz ona ..
plastik banyoya yapistirilmis plastik leğen :((
yazi uzun oldugundan sonuna gelene kadar basini unutmus olanlariniz olabilir, psycho filminden bahsetmistim ya . "haaaa hakketten ya, ne alaka " diye hatiriniza gelmistir simdi , iste ben sonraki zamanlarda (bilhassa ilk senemde cocuksuz ve yalnizken, evde tek basina bi suru seyleri kafamdan kurup kurup kendi kendimi evhamlandirirken), hep o film geldi aklima .. ve hep yandaki uzun boylu ve hic gulmeyen komsumun bi gun evime elinde baltayla dalip beni de baltayla dograyacagindan korktum .
cunku anlamistim ,
amerika'da bu gayetten mumkundu !!!
mumkundu ama olmadi cok sukur , oldugunu da hic duymadim :P cok sukur :)
PS: var ya, pencere pervazlari bile mermer gorunumlu plastik :((
PS: bi onceki postumla alakali olarak, ordekleri tabiiki de besledik, hic mumkun mu rana ve omer gorecekler de masamizda ne var ne yok atmayacaklar o ac gozlu oburlara !! cay bile icireceklerdi neredeyse :P











